30 Mart 2015 Pazartesi

Sıfır Rakamı Geçmişten Bugüne

     Onluk sistemin bir üstünlüğü, sıfır rakamı için ayrı bir işaretin (sembolün) bulunmasıdır. Sıfır işaretinin, gerektiğinde basamaklara (hanelere) yazılması gerekmektedir. Aksi halde, boş bırakılan basamak (hane) birçok yanlış anlaşılmalara sebep olur. Örneğin : Bugün, rakamla 407 şeklinde yazdığımız, dört yüz yedi sayısını, sıfır işareti kullanmadan, 4.7 veya 4 7 (4 ve 7 nin arası biraz boş bırakılarak) şeklinde göstermek mümkünse de, anlam bakımından birçok karşılıklara sebep olabilir.
     Eski Hintliler'de, milattan sonra 632 yılından itibaren sıfır için özel bir işaretin kullanılmış olduğunu, zamanımıza kadar intikal eden belgeler göstermektedir.
     Eski Hintlilerden kalma kitabelerde (yazıtlarda) görülen, rakam ve işaretler, günümüzde "Hint-Arap sistemi" olarak adlandırılan sisteme göre benzerlik olduğunu, ve nümerik sistemin, o devirde kullanıldığını göstermektedir. Daha sonraki yıllara ait kitabeler, sayılarda, rakamın kendi zat'i değeriyle vaz'i (konum) değeri, (yani sayı içindeki anlam değeri) arasındaki bağıntının bilindiğini, sıfır anlamını veren, "0" gibi bir işaret kullanıldığını da göstermektedir.
Sıfır için, ayrı bir özel işaretin bulunuşu ve basamak fikrinin ustaca kullanılışı, onluk sistemi, sadece matematiğin değil, ilim dünyasının, en elverişli sistemlerinden biri yapmıştır. Onluk sistemin bu hali için, Fransız matematikçi Pierre Siman Laplace (1749-1827), bu konuda "Dünyanın en faydalı sistemlerinden biridir." demektedir.

Sıfır Rakamının İlginç Özelliği

"Bir zamanlar şeytanın rakamı olarak suçlanmıştı... Ardından barbarların icadı olarak anıldı. 1299 Floransa tarihli bir kararnamede, Italyan Floransa kambiyo loncalarının, Arap rakamlarını, özellikle de "sıfır"ı kullanmayı yasakladığını görüyoruz. Kararın altına da küçük bir not düşülmüş: "Bu çok yaygın olmayan rakamın, Arap ülkeleri dışında kullanımı, ticarette çok büyük kargaşaya yol açabilir..."

29 Mart 2015 Pazar

Sıfırı Bulan Adam Harezmi


Bilim dünyasında matematik, astronomi ve coğrafya alanındaki kalıcı eserleriyle tanınan, bilime sağladığı katkılarla Türk Dünyasını da temsil eden, özellikle cebir kitabıyla, "0" rakamını ortaya atmasıyla ve ikinci dereceden denklemlerin çözüm sistemleriyle "Cebirin Babası" ünvanıyla tanınır.

Harezmi Kimdir?

Kısaca El-Harezmi olarak bilinen tam adı Ebu Abdullah Muhammed bin Musa el-Harezmi olan Fars olduğu da iddia edilen Türk bilim adamı, 780 yılında Özbekistan'da Harezm bölgesinde Hive şehrinde doğmuştur. İsmini doğduğu bölgeye ithafen alan Harezmi ilk eğitimini de Harezm'de almıştır.  Eğitimini ilerletme ve ilimsel araştırmalar, çalışmalar yapmak için Bağdat'a yerleşen Harezmi, buradaki alimlerden eğitimler almış, ayrıca dönemin Abbasi halifesi Me'mun'dan maddi manevi büyük destek görmüştür ve daha sonra Me'nun'un kurduğu Bağdat Saray Kütüphanesi'nin idaresini almıştır.

Bağdat Saray Kütüphanesi'ne gelen yabancı eserlerin tercüme edilmesi için kurulan tercüme akademisinde çalışan Harezmi, bu imkanla da dünyaca ünlü eserler üzerinde çalışma imkanı bulmuştur ve büyük eserlerini burada tamamlamıştır. Kendini birçok bilimsel alanda geliştiren Harezmi, bir dönem de akademik çalışmalar için heyet başkanı olarak Afganistan üzerinden Hindistan’a gitmiştir.

Harezmi’nin 3 oğlu olduğu ve hepsinin de özellikle matematik üzerine ciddi çalışmalar yaptığı bilinir. 780 yılında Harezm bölgesinde doğmuş olan El-Harezmi 850 yılında, ilmi çalışmalarını yaptığı ve eserlerini meydana getirdiği Bağdat’ta hayatını kaybetmiştir.   

Matematiğe Katkıları


Harezmi’nin matematiğe en büyük katkısı, “El’Kitab’ül-Muhtasar fi Hısab’il Cebri ve’l-Mukabele” isimli cebir kavramını ve denklemsel hesaplamaları içeren kitabıdır.  Bu kitabın orjinali şu an İngiltere Oxford, Bodlyn Kütüphanesinde bulunmaktadır. Ayrıca bu kitap dünyada ilk mustakil cebir kitabı olma özelliğini taşır.  Harezmi bu eseri ile matematik dünyasında ilk defa cebirin temelini ortaya atmıştır. Sonraki zamanlarda tamamladığı Hesab-ül Cebir vel-Mukabele isimli kitabı ile de birinci ve ikinci dereceden denklemlerin çözüm sistemlerini göstererek, "cebirin babası" ünvanını almıştır.  Aynı zamanda bu kitapta yer alan ikinci dereceden denklem çözme yöntemlerinden biri olan “el-cebr”, İngilizce’de algebra, Türkçe’de cebir kelimesine kaynak olmuştur.
 
Harezmi’nin matematik dünyasına yaptığı en büyük katkılardan biri de “sıfır”dır.  Matematiğe “0” rakamını, Hindistan’daki sayıları ifade etmek için harfler veya heceler yerine basamaklı sayı sisteminin kullanılmasını görmüş, Latince olarak sunduğu Algoritmi de numero Indorum isimli kitabıyla da Batı dünyasına tanıtmıştır. ( Bu kitap Kitab-ul-Muhtasar fil-Hisab-il-Hindi isimli orjinal haliyle Cambridge Üniversitesi Kütüphanesi’nde bulunmaktadır.) Harezmi’nin bu katkılarından ayrı olarak geometri ve trigonometri alanında da çalışmalar yapmış, kitaplar yazmıştır.

Bilimin Mihenk Taşı Sıfır


Matematik hikayelerine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

 https://www.youtube.com/watch?v=m5ZCPvmqp7E&list=PLyElX5kpGe4zTwtIVZqI9ZjO2SnJUWeQb&spfreload=10